Gökhan İnesi ~

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Hera. tarafından paylaşıldı.

  1. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.716
    Beğenileri:
    807
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.

    Ve aşk... Evet hatırlıyorum, ölüyordum sonunda bu filmin.. G.İnesi
  2. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.716
    Beğenileri:
    807
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    nasıl bir töresin ey aşk?
    ne çok adam, ne çok kadın öldürdün..

    kan davası dediğin şey ise bileğimden döktüklerin,
    dava sonuçlandı bir yalnızlıkla,
    ve beraat ettim senden...

    ve sen,
    nasıl bir törensin ey cenazem?
    benim uğurlama törenimde susmayın nolur,
    şarkılar söyleyin, şarkılar fısıldayın, şarkılar okuyun.
    sesinizi duydukça kapalı kutular içinden,
    heyecanlanıyorum,
    konuşacak gibi oluyorum,
    şarkı söyleyecek kadar heyecanlanıyorum,
    ve kan bağım çözülüyor dizlerimden..
    uyumayın ne olur,
    ölüyorum,
    mekanımı cennet dilemeden,
    ve bir rüya görmeden,
    ana rahminden dünyayı düşler gibi,
    cehennemimden medet ummayın ne olur...
    öldüm gittim sanıyorsunuz,
    oysa,
    ben o dünyaya hiç gelmedim..

    şimdi bir çocuk, uçurtma yapmayı bilmez mesela..
    sapan yapıp cam kırdıkça, yalandan ağlamayı beceremez.
    şimdi bir çocuğa izin vermezler sokağa çıkmasına,
    şimdi bir çocuk kaçamaz durur.
    şimdi bir çocuğu kaçırıp sökerler ciğerini,
    dışarı çıkamam, dururum.
    yetişemem koşsam.
    sokağa çıkarsam, ayak izleri beni gözlerimden vurur.
    izin veremem çocuk,
    gitme izin veremem...

    bir çocuk ölürse,
    ben ölmeyi beceremem,
    senin gibi, yalandan ağlamayı beceremem,
    ağlarsam korkmayın çocuklar, ellerim korkunç olabilir.
    gözlerim kan yuvasına dönünce, yuvamı dağıtabilirsiniz.
    korkunç olabilirsiniz..

    bende korkunç bir şekilde,
    çocukluğumu kaybettim hatırlamıyorum,
    bir kış akşamı belki,
    belki bir eylülün ikindisi yaptım bunu.
    kendi uçurtmamı göğe salıp,
    kendi sapanımla vurdum.
    bir kadın gitti diye,
    barutlu sapanımla,
    alnının ortasından vurdum çocukluğumu.
    oysa diğer bütün kadınlarım,
    kusura bakmayın..
    bütün kapılarınızı açık bıraktınız,
    ben girmedim..

    g.inesi
  3. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.716
    Beğenileri:
    807
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    yürüdüğün sokaklara bak. sen yürümesen başkası yürüyecekti orada. aynı adımlarla hatta. dinlediğin şarkıları başkası da dinleyecek, izlediğin filmleri başkası da izleyecek, gittiğin yerlere başkası da gidecekti. sen taşınırsın başkası oturur evinde. bak lan şu hayata, sen yapmasaydın senin yerine mutlaka başka biri yapacaktı. iyiliği de kötülüğü de. böyle olacağını biliyor tanrı. böyle olması gerekiyordu. isteme. üzülme. seni insan yapan şeyler malesef acı. birinin gözlerine bakan sen olmasaydın da senin hissettiklerin hissedilecekti. sen sevmeseydin başka biri sevecekti sevdiğin insanı. onun gözü kaşı kirpiği değil. sen onu tanımasan başkasının kaşı kirpiği olacaktı sevdiğin. o kim, başkaları kim, sen kimsin, biz değil miyiz bu? sana acı veren ne, sen olmasaydın da aynı acı orada olacaktı. hisler değişmez. daha az, daha çok yok. peki neden o neden sen? ne yapıyoruz peki biz. çocukları neden öldürüyoruz, neden seviyoruz, neden kırıp kırılıyoruz. umut, hayal, çekilebilir kılmak günleri, mutlu olmak, mutsuz ölmek? ne kadar kilitli kaldın bu odada farkında mısın. ha dünya ha oda. kilitli değil miyiz burada, kapımızın altına bir not gibi mesela ölenlerden haber alabilsek keşke, mutlular mı bilsek. “mutluyum, annen.” diye bir not bulsan. ne hayat ama..

    sınav. ya da hayat işte yaşıyoruz diyorsun. nefes alıyorum diye yaşadığını sanman çok tuhaf. hayat senin kaderin değil, tanrının planı. o da varsa. ya yoksa? olup olmadığını asla ispatlayamadığın bir şey için var diye ben seni, yok diye sen beni neden öldürüyoruz. çünkü inanıyoruz mu diyorsun. başka bir yerde daha var olacağımıza içten içe inanıyoruz mu diyorsun?
  4. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.716
    Beğenileri:
    807
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    “adın geçiyorsa konunun her yeri beni bağlar”

    iç ses; yanılmanın yanılma payı
    yaratıldığımı düşünmüyorum hala.
    acıyla doğuruldum buna yaratılmak diyemem,
    düşüp acıyla doğrulmaya da kalkmak diyemem.
    naif bir inkardır yanmaksa yanabilirim, düşüncem gibi ruhumda benim
    ne zamana dek ya rab diyen incil arasına başımı sıkıştırdım,
    yakup bile oldum, ciğerlerimi sıkıştırdım, savaşlar hudutlar hendekler
    geçip gitmeyesin diye içime hendekler kazdığımı biliyorum
    buna derinlik buna yara buna acı demem
    derdime kitabın dördü de rehberlik etmiyor
    yakup oldum diyorum,
    edip cansever yakubu değil elbet
    bunu ilk defa bu kadar sağlam yazan insanlara gönderdim
    kuyu olmadım ben dip oldum diyorum

    dediki,
    başlangıçta söz vardı. söz tanrıyla birlikteydi ve söz tanrıydı
    sen alfabeydin sen cümle sen cümleye ol diyen el
    sonsuz evren çalkantısında sarsılırken içim dışım
    mide bulantılarımdan söz etmek doğru değil
    sözse mide bulantılarını tanrı yapmak bile değil
    karışık gideceğim,
    toparlamadan ve düşünmeden
    dua etmeyeceğim
    gökten tanrı yağsa açmayacağım ellerimi
    bulacağım sığınacak bir yer gazabıyla gelmediğinden emin olmak için
    ıslanmayacağım günahında senin.

    ben her gün giyilmiş bir elbise gibi kirlenişimi bırakacağım buraya
    başka olmadığımdan ve çıplak kalamadığımdan
    kirime kir katan elleri bırakacağım buraya bu eller boğacak beni
    beni o eller gömecek o eller tutacak üstünde kırmızının omzuyla
    buraya çürüyüşlerimi bırakacağım buraya dudağımdaki kanı
    ağzımı her yerinden kesen bir cümleyi söylerken
    kanımı tüküreceğim bu şiire yakup olmaktan utanarak
    kanımı akıtacağım tarihin sayfalarında boyun kesilecekken
    koçlar indirilmiş ama yine de kesilmiş gibi ismail
    kim bilebilir kimse bilmeyecek
    ölü bir ismail gibi üstüne uzanacağım bu şiirin
    suçu neydi boynumun diye ağlaya ağlaya
    bu şiiri öpmeden bu şiiri sikmeden bırakmayacağım
    kanımı tükürmeye devam ederken bir şiirin zarı nasıl yırtılır bileceksin
    çürüyen bir kalp diş gibi nasıl çekilip atılır göreceksin

    nasıl acıyla yaşadığımı nasıl kıvrandığımı bırakacağım buraya
    tecavüzden olma piç gibi kaldığımı bırakacağım buraya
    nasıl yaşamadığımı aslında nasıl kıvranmadığımı da bırakacağım
    nasıl alışmış nasıl yattığımı da bırakacağım
    bırakıp zaferlere koşacağım
    bırakıp çocuğun kan emecekken göğüslerine koşacağım senin
    bırakıp yaratılmayı bu tuhaf döngüde üretildiğine koşacağım senin
    geçmişlere koşup doğumundaki çığlık olacağım ben
    doğumundaki kan
    doğumundaki acı.

    silah sesleriyle başlanan koşulara karşıyım fakat
    sana karşı koyamam,
    şimdi iki el ateş
    şimdi iki el silah sesi, sık ki göğsüme,
    mermiler girip çıksın, kanım boşalsın, böyle sik göğsümü
    başlama ateşini duyur ki dünyaya
    ol de ki,
    içimin hendeklerine düşmeden
    içimin kuyularına düşmeden
    kan döke döke koşmaya başlayayım coğrafyasında cehennemin
    bill domonkos çocuklarıyla süsleyip çehremi,
    kan hariç içimdekileri dökmeden,
    öl de şimdi.
  5. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.716
    Beğenileri:
    807
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    öyle öldüğüm zaman bir kaç defa ölmüyorum ben
    bir bebek patiği gibi ayaklarına örüldüm doğurduklarımın
    doğurduklarım çığlık atarken onları nasıl susturacağım hakkında
    belki de ağızlarından öperek, billllmiyorum. biilmiyorum
    “smyrna blues, nefesin hem erkek hem kadın”
    eğilip öpüp doğrulduklarım,
    “inga pee, küpeştenin demirlerini ısırdım”
    sonra kalplerinden siktir edilerek doğrulduğum kadınlardan
    sonraki aldığım nefesler yaşamak sayılmadı
    ah nefesim hem piç hem yetim hem dul hem çocuk
    alnımdan akıyor kader sen o sırada
    başka yerlerde başkalarının ağzını öpüyorsun
    buraya bir judia

    ömrümden bir tren geçerken bütün istasyonlar yıkıldı
    binemedim ömrümde kaldım
    ömrümde kaldığım her kapanışlarda
    suratınıza bir yumruk* patlatmak isterdim
    bir yuvanın köprüsünden geçip giderken hatta
    köşelerde kör kalıp size mendil satmak isterdim
    burada bir omurilik

    son günlerde çok kör kalıyorum.
    kendi kendime bir kırmızı
    kendi kendime korkulacak bir şey yok
    buraya le désert des solitudes
    siktir olup gitmek istiyorum
    hızlıca defolup gitmek istiyorum
    bir yanım o an yıkılıyor bir yanım zaten göçük
    27 yerinden bıçaklanmış köpek gibi
    gittiğim sokaklarda inleye inleye eve dönüyorum
    evime
    kendi kemiklerime
    buraya ne me quitte pas
    buraya ağlayarak bir jacques brel
    buraya bir itiraz,
    o kadın onunla yatmak istemiyorsa da onu seviyor

    göğsüme bir tabela ey tanrı göğsüme bir yazı
    içerisi çok yıkık
    inşaata girmek tehlikeli ve yasaktır
    mutlulukla mutsuzluk birbirini taşlarken ben arasındayım
    boynumu bundan eğiyorum
    buraya bir nilüfer
    hatta bir demet buraya lütfen

    odada kalmış bir kuş gibi, türü serçe olsun
    bir kuş gibi dışarı çıkmak isterken duvarlara çarpa çarpa
    kendimi yaralıyorum
    kendi kendimi kandırmadan elimden tutup kendimi kaçırmadan
    kulağıma akmadan bir şarkıyı dinlemek istiyorum
    bir kadını canını yakmadan sevmek
    bunlar gerçek hepsi gerçek
    hayalperest puştun tekiyken böyle ben,
    ama hangi kadını döndürmedim o yoldan
    hangi kadını ben bıçak gibi döndürmedim içimde
    hangi kadını döndürmedim dininden
    ama hangi kadını

    skor olmuş on sıfır bu maç dönmez
    buraya bir amentü, buraya bir ismet özel

    içimin sokaklarında her yer orospu
    içimin sokaklarında her karanlıkta bir torbacı
    içimin sokaklarında muhteşem cinayetler işleniyor
    içimin sokaklarında her yer direniş
    içimin sokaklarında her yer ölü
    içimin sokaklarında evler, evlerde fuhuş, evlerde trip
    içimin sokaklarında köşeye sıkışan kalbim linç ediliyor
    içimin sokaklarında hüznün mitingi
    içimin sokaklarında acıdan bir haykırmak miting müziği
    buraya ciğerimden bir bayrak
    buraya of not being a jew
    buraya bir şivekar, ismet yeter
    şarkıya döndüm
    buraya bir senden önce.

    bir soruya cevap olmak için kendimi bağışlıyorum
    her şey ama her şey
    okyanusunu arayan bir nehir gibi
    senin içine akmanın yatağında, şimdi çocukların girip çıktığı bir su
    yağmurlardan oldum
    buraya bir adrian, buraya bir her yer ateş

    gösteriş tutkunu muhteşem bir dünya görüşünün arasında
    bir sokağın damarına basar gibi yürüyor ve
    her yağmurdan sonra solucan gibi ürüyorum
    bu çağ kahpelik çağı
    bu çağda yalnızlık iyi
    adın gibi görme adım görme artık adlarımızı
    bu iki kelimenin arasına bir bağlaç bul
    beni isa gibi bağla kendine
    suskun bir tanrıyı, bakalım nolaaacak diye seyrederken utandır
    dünyaya döşenmiş mayın gibi insanlar
    birbirine dokuna dokuna patlarken,
    yo yo yoooooo bu orgazm değil!
    çiftleşerek değil tekleşerek dünyaya geleceğiz
    buraya bir radyo,
    bırak ne çalıyorsa çalsın
    duamın fon müziği yapacağım hepsini,
    içimin sokaklarında bir yakarış
    bir yalvarma.
    bir çıldırma arzusu.
    sonra eve dönmek
    sonra evde
    sonrası evde.
    buraya bir dil buraya bir öpücük.

    bir gün öyle bir dua edeceğim ki
    tanrıyı onurlandıracağım.

Sayfayı Paylaş