Can Yücel Şiirleri..

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    SABAH SABAH

    Bu gül birşeyin anısı olacak ama neydi unuttum
    Kimbilir belki de sabah sabah yeniden açan umudum

    CAN YÜCEL








    SAKIZ AĞACI

    O bir sakız ağacıydı, alelade;
    Bir gün o yeşil sahile çıktı geldi,
    O zaman bu zamandır memnun yerinden;
    Seyreder bulutları, göğü, denizi.

    Titreşirdi rüzgarla güneşli yaprakları;
    Ömür sürdü öyle hoşnut dünyasından,
    Aydınlıktan uyku tutmazdı bazı gece,
    Motor sesleri duyulurdu uzaklardan.

    Tanrı adın işitmedi ömründe;
    İnanmadan da madem yaşanıyor diye,
    Rüzgarlı bir kıyıda, sevinç içinde,
    Yaşamak dururken düşünmek niye?

    Anmadı geçenleri bir defa bile;
    Ne uğraşır mesut olan gelecekle?
    Bir avare misali, günü gününe,
    O bir sakız ağacıydı, yaşadı sade.

    CAN YÜCEL






  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    SAKSIDAKİLERE

    O bir saksıydı siperde
    Her sabah sulanırdı hizmetçilerde
    Yağmuru gördü ya şimdi
    Aklı orda hep:
    Dindi
    Dinmedi

    O bir saksıydı siperde
    Gökten inenleri gördü de
    Anladı gayrı
    Yağmur yemek nerdeee
    El elinden sulanmak nerde

    CAN YÜCEL








    SARDUNYAYA AĞIT

    İkindiyin saat beşte
    Başgardiyan Rıza başta
    Karalar bastı koğuşa
    Ikindiyin saat beşte

    Seyre durduk tantanayı
    Tutuklayıp sardunyayı
    Attılar dipkapalıya
    İkindiyin saat beşte

    Yataklık etmiş zaar
    Suçu tevatür ve esrar
    Elbet bir kızıllığı var
    Ikindiyin saat beşte

    Dirlik düzenlik kurtulur,
    Müdür koltuğa kurulur
    Çiçek demire vurulur
    İkindiyin saat beşte

    Canların gözü yaşta,
    Aklı idamlık yoldaşta,
    Yeşil ölümle dalaşta
    İkindiyin saat beşte

    CAN YÜCEL









    SENG-İ DERYA

    Daldı gözlerim
    Denizin o tirşe ve hareli gözlerine
    Derken Poseydon'la beraber
    Kaldırıp başlarımızı güneşin
    Gülkokusu bacaklarına baktık

    Derken martılar geçti
    Sıyırarak suları yanımızdan
    Karşı sahilde akşamla yanan
    Beş pare cama gömmek için bizi...

    CAN YÜCEL
  3. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    SEVGİ DUVARI

    sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
    kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
    dilimizde akşamdan kalma bir küfür
    salonlar piyasalar sanat sevicileri
    derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
    yakanda bir amonyak çiçeği
    yalnızlığım benim sidikli kontesim
    ne kadar rezil olursak o kadar iyi
    kumkapı meyhanelerine dadandık
    önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
    aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
    sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
    öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
    çöpçülerin elleriyle okşardın beni
    yalnızlığım benim süpürge saçlım
    ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
    baktım gökte bir kırmızı bir uçak
    bol çelik bol yıldız bol insan
    bir gece sevgi duvarını aştık
    düştüğüm yer öyle açık seçik ki
    başucumda bir sen varsın bir de evren
    saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
    yalnızlığım benim çoğul türkülerim
    ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi


    CAN YÜCEL






    SERÇELEME

    Çok oldunuz be serçeler
    Kapatırım şimdi kapıyı
    Dedim
    Dinlemediler beni
    Ben de kapatmadım kapıyı
    Varsın dinlemesinler

    CAN YÜCEL










    SON GÜRLÜK

    Trabzon hurması ağacına döndüm
    Tüyüm tüsüm döküldü, yapraksız kaldım
    Yine de meyvaya duruyorum bu cıbıl halimle
    Tepeden tırnağa
    Turuncu turuncu
    Kütür kütür
    Bu benim sonbaharım
    Bu benim son gürlüğümdür



    CAN YÜCEL






  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    SUSSS-MA

    Butün bu cılgıldaklar
    Pencerenin ağzına asılı
    Bütün bu fırıldaklar
    Bütün bu pervaneler
    Bütün bu değirmenler
    Bütün bu uçurtmalar ve uçaklar
    Poyrazın doğrultusunda...
    Gülibrişim, mimoza ve manolya, kavak
    Yaprakları dahil
    Bütün bu kıpır kıpır insanlar
    Elleri kolları ve kulaklarıyla
    Ve erken öten bir horozun sesiyle
    Kaçmışlar öbür dünyaya şimdiden
    Seslerini bırakmışlar geriye
    Bu ölümlü dünyaya yadigar...

    CAN YÜCEL








    ŞEY GİBİ

    Fethi Naci'ye

    Şey gibi herbişeyim yahu
    Satır yazamıyorum

    Sanki kendimle değil
    Dünyayla ölüyorum

    Bağırsam bağırsam bağırsam
    Bağırdığımı duymuyorum

    Tek bir musluk var açık
    Onunla akıyorum

    İstemeden istemeden istemeden
    İstiyereeeek

    Ah sen ölüm denen topal köfte
    Buluştuk bak cenabette

    İçim rakı dışım su
    Bu mahmur cinayette

    Çocuklar çocuklar çocuklar
    Sizlen doğmamış mıydık biz birlikte

    CAN YÜCEL
  5. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    YAPRAK DÖKÜMÜ

    Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
    Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar

    Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
    Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar
    O çocuklar
    O yapraklar
    O şarabi eşkiyalar

    Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?

    CAN YÜCEL








    YAPRAKTI

    Bir başka yolculuk dalından düşmek yere,
    Yaşadığından uzun;
    Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere.

    Ağacın yüksekliğince,
    Dalın yüksekliğince rüzgarda;
    Ve bir yeni ö'mü'r
    Vardığın çimen yeşilliğince.

    CAN YÜCEL







    YARADANA KURBAN

    Tırnakları uzuyor İstanbul'un
    Kirli bir masmavi
    Ama ne kadar yaraşıyor yarabbi
    Bu tırnaklar bu **** parmaklara
    Ve ortayla işaret arasında mütemâdi bir cigara
    Giderek minareler oluyorlar

    Yaşıl bir köprüye rastladım demin
    Bir diyeceğim yok dedi martılara
    Başımı döndürmeseler
    Başımı döndürmeseler böyle

    Ben de dedim ki Allah'a
    Feriştâhın gelse yaradamaz bu güzelliği
    Sen bir turistsin amcabey !

    CAN YÜCEL








  6. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.521
    Beğenileri:
    485
    Ödül Puanları:
    83
    can yücelin şiirleri ve yorumlayışı gerçekten çok hoş...
  7. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.813
    Ödül Puanları:
    38
    Gitmek...

    Sayısını unuttuğum günlerce bekleyişten ben yorgunum..
    rıhtım taşları yorgun..
    ardarda geçen gemiler durmuyor bu limanda
    duranlardanda sen çıkmıyorsun...

    Bil ki katıksız sancılara razıyım yokluğun olmasa
    bil ki bir avuç biber gözlerime serpilen
    Ellerimde soğumadi ellerinin izleri
    Hala durup şiirler yazıyorum yoluna.

    İçimde sıkıntının en dayanılmaz şekli
    kaçıncı kere saatleri susturuyorum..
    bensiz çözülüp,sensiz baglanmasi yok mu balatların..
    Tükeniyorum.

    Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
    Küçük bir sahil kasabasına,bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…
    Hayatından memnun olan yok.
    Kiminle konuşsam aynı şey…
    Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
    Öyle ‘’yanına almak istediği üç şey'’ falan yok.
    Bir kendisi.

    Bu yeter zaten.
    Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
    Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
    Ama olmuyor.
    Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
    Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.
    Böyle gidiyor işte.Bir yanımız ‘’kalk gi****m'’,öbür yanımız "otur'’ diyor.
    ‘’Otur'’ diyen kazanıyor. zira O yan çok kalabalık
    İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,güvende olma duygusu…
    En kötüsü alışkanlık.
    Alışkanlığın verdiği rahatlık,monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
    Kalıyoruz.
    Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.
    Evlenmeler…
    Bir çocuk daha doğurmalar…
    Borçlara girmeler…
    İşi büyütmeler…

    Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
    Misal, ben…
    Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum.
    Değil bu şehirden gitmek,iki sokak öteye taşınamıyorum.
    Alıp götürsem gelmez ki.. .
    Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
    Herkes onu, o da herkesi seviyor.

    ‘’Sırtında yumurta küfesi olmak'’ diye bir deyim vardır ;evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
    Kendi imalatımız küfeler.
    Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.**üm var zira.
    **üme inat tutunmak lazım.İnadına kök salmak lazım.
    Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
    Var tabii yapanlar. Ama az.
    Sadece kaymak tabakası.
    Aslında Hepimiz kaçabilsek…
    Bütçe, zaman, keyif… Denk olsa.Gün içinde mesela…
    Küçücük gitmeler yapabilsek.
    Ne mümkün.
    Sabah 09.00, akşam 18.00.
    Sonra başka mecburiyetler.
    Sıkışıp kaldık.
    Sırf yeme, içme, barınmanın be**** bu kadar ağır olmamalı.
    Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
    Bir ömür karşılığı bir ömür yani.
    Ne saçma.
    Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
    Galiba...

    Ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim.
    Gittiğim olmadı hiç...
    Ama olsun…
    İstemek de güzel.

    _
    Can Yücel.​
    anyone bunu beğendi.
  8. ßßssRss

    ßßssRss Üye

    Katılım:
    31 Ekim 2009
    Mesajlar:
    204
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    29

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    HERŞEY SENDE GİZLİ


    Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,

    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...

    CAN YÜCEL
    Genişletmek için tıkla...

    Bu şiire bitiyorum.
  • Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.716
    Beğenileri:
    807
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Can Yücel ya..Harika işte.
  • Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    Güzeller ama bu şiirlerin devamı da var..;)
    Emeğine sağlık..
  • Sayfayı Paylaş