2010 2011 Dil anlatımı bütün kitap Cevaplar Fırat yayıncılık

Konu 'Dil ve Anlatım 9. Sınıf' bölümünde мoʀαoʀ tarafından paylaşıldı.

  1. (tuba)<3

    (tuba)<3 Üye

    Katılım:
    2 Nisan 2011
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    126. sayfadaki sorular çok acil:cry:
  2. nur ayşe

    nur ayşe Üye

    Katılım:
    17 Şubat 2010
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    kelimede yapı

    Türkçe eklemeli (sondan eklemeli) bir dildir. Türkçede değişmez kökler, onlardan türetilen gövdeler ve kök ve gövdelere eklenen yapım ve çekim ekleri vardır.
    Dilimizi kullanışlı hâle getiren; aynı kelimelerle farklı anlamlar ifade edilmesini, kelime haznesinin genişlemesini sağlayan, eklerdir.
    EK
    Kelimelerle cümleler kurmak, onlara cümle içinde görev yüklemek ve kelimelerden yeni kelimeler türetmek amacıyla onlara eklenen seslere/hecelere ek denir.
    Kelimelere cümlede görev yüklenirken ve onlardan yeni kelimeler türetilirken öncelik yapım eklerinindir. Yapım eklerinin üzerine çekim ekleri gelir. Ama bir iki ek haricinde çekim ekinin üzerine yapım eki getirilemez.
    Ekler kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılır. Yalnız, "mİ" soru eki her zaman ayrı yazılır; "ek-fiil"in kendisi, yani "i-(mek)" de ayrı ya da bitişik yazılabilir. Zaten ek-fiil bitişik yazıldığında düşer, sadece zaman eki kalır:
    mİ: Gelmedi mi?
    i(mek): Gelecek idi, gelecekti
    Ekler yapım ve çekim ekleri olmak üzere ikiye ayrılır. Yapım ekleri anlam; çekim ekleri de görev belirler.
    I. ÇEKİM EKLERİ
    Kelimelerin çekimlenerek değişik yerlerde ve görevlerde kullanılmasını sağlayan eklere çekim eki denir.
    Çekim ekleri, kelimelerin diğer kelimelerle bağ kurmasını, kelimelerin cümlede görev almasını, hâlini, sayısını, zamanını, şahsını belirtir. Kısaca çekim ekleri kelimelerin cümle içerisinde kullanılmasını sağlar.
    Kök veya gövde hâlindeki kelimeler ancak çekim eklerini alarak diğer kelimelere bağlanır, zaman ve şahıs anlamı kazanır.
    "Kardeş kitap yer sor."
    Bu kelime dizisi bu hâliyle ancak bir kelime yığınıdır. Bir maksat, duygu, fikir, haber, bilgi ifade etmez. Ancak "bu kelimelerle ne söylenmek istenebilir", sorusundan hareketle bir şeyler uydurulabilir ki bu yolla bu kelimelerin ne için söylendiği kesin olarak bilinemez.
    Öyleyse bu kelime yığınını anlaşılır hâle getirmek için çekim eklerine ihtiyaç vardır. Çeşitli çekim ekleriyle bu kelimelerden anlamlı cümleler çıkarabiliriz:
    "Kardeşine kitabın yerini sor."
    "Kardeşimden kitapların yerini soracağım."
    "Kardeşin kitabının yerini sordu."
    Çekim ekleri eklendiği kelimenin anlamını değiştirmez. Çekim ekleri yeni kelimeler türetmeye yarayan ekler değildir; yani bu ekler kelimenin anlam ve türlerini değiştirmeyen eklerdir. Yukarıdaki örnekte değişik çekimlere rağmen kelimelerin anlamlarının değişmediği görülür.
    Çekim ekleri getirildikleri kelimenin türüne göre ikiye ayrılır:
    İsim çekim ekleri ve Fiil çekim ekleri
    A. İSİM ÇEKİM EKLERİ
    İsimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onları diğer isimlere, edatlara, fiillere bağlayan; cümle içindeki görevlerini belirleyen, ait oldukları kişileri belirten ve isimlerin çeşitli durumlarını bildiren eklerdir.
    İsim çekim ekleri şunlardır:
    1-Hâl ekleri: -i, -e, -de, -den, -in, -ce, -le
    2-İyelik ekleri: -m, -n, -i, -si, -miz, -niz, -leri
    3-Çoğul eki: -ler
    4-Soru eki: mi
    5-Ek-fiil: -dir, -idi, -imiş
    6-Tamlama ekleri: -in,
    7-İlgi zamiri -ki
    1. HÂL (DURUM) EKLERİ
    İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklerdir.
    İsmin hâllerinin başında yalın hâl (nominatif) gelir, ama bu hâlin eki olmadığı için sıralamaya dahil etmedik; isimler konusunda işlenmiştir.
    a. -İ Belirtme/Yükleme Hâl Eki
    Fiildeki işten, hareketten, eylemden etkilenen varlığı belirtir. Yani bu eki alan isimler cümlede belirtili nesne görevinde bulunur.
    ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın...
    İsmi fiile bağlar.
    Çocukları buradan kim alacak?
    Babası çocuğu çağırdı.
    Şimdi soruları cevaplayın.
    Burada kimi bekliyorsunuz?
    Türkçede iki tane -i eki vardır:
    -i: iyelik eki: (onun) kalem-i
    -i: belirtme hâl eki: kalem-i (kim aldı?)
    b. -E Yönelme Hâl Eki
    İsimleri fiillere, bazen de edatlara bağlar.
    Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme söz konusudur.
    okul-a git, ev-e dön...
    Eklendiği kelimelere farklı anlamlar katar ve değişik anlam ilişkileri kurar.
    Yönelme, yaklaşma, ulaşma bildirir. Bu eki alan kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir:
    Bugün okula gitti.
    Benim itirazım yapılan haksızlığa. (haksızlığadır: yüklem)
    Fiyat, araç ile anlamı katar:
    Kitabı bin liraya aldı. (karşılığında)
    Bu iş kaç paraya olur?
    Zaman bildirir, zarf tümleci yapar:
    Bu iş sabaha biter.
    Haftaya size gelelim.
    Yer bildirir:
    Bizi karşılamak için kapıya geldi.
    İsimleri edatlara bağlar:
    Akşama kadar okulda ders çalıştık.
    Sabaha karşı varırız.
    Yaşına göre ağır bir işte çalışıyordu.
    Deyim kurar:
    Ağzına geleni söyler.
    İşleri yoluna koymak
    Başına buyruk.
    Başa gelen çekilir.
    Çok cana yakın bir çocuktu.
    İçin, aitlik, amaç ilgisi kurar:
    Bunu size aldık. (sizin için)
    Sana bir iyilik düşünüyorlar. (senin için)
    Annesini görmeye gitti.
    İkilemeler kurarak durum bildirir:
    Otobüse nefes nefese yetiştiler.
    İki ahbap kafa kafaya vermiş...
    "-an, -en" sıfat-fiil ekleriyle birleşerek abartma anlamı veren ikilemeler kurar:
    Soran sorana,
    geçen geçene,
    giden gidene...
    Şekilce çekimli fiil olan fakat fiil özelliğini kaybetmiş söz gruplarına gelir:
    Geçmiş olsuna gitti. (demeye)
    c. -DE Bulunma Hâl Eki
    İsimleri fillere bağlar.
    ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor...
    Cümlede dolaylı tümleç, zarf tümleci ve yüklem yapar:
    Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış. (dolaylı tümleç)
    Saat yedide mi gelecekmiş? (zarf tümleci)
    Her şey yerli yerinde. (yüklem)
    Zaman bildirir:
    Okullar bu yıl da eylülde açılacak. (zarf tüml.)
    Fiili durum yönüyle niteler:
    Suyu bir yudumda içti. (zarf tüml.)
    Siz ayakta kaldınız.
    Çamaşırları elde yıkıyormuş.
    Zaman ve sayı bildiren kelimelere eklenerek ölçü, miktar bildirir:
    Yılda yirmi gün izni var.
    Haftada bir geliyor.
    Yüzde yetmiş başarı vardı.
    İkilemeler kurar:
    Ayda yılda bir uğrar oldu.
    Elde avuçta ne varsa bitti.
    Eklendiği kelimeyi sıfat yapar:
    Parmak kalınlığında yaprakları var.
    Yapım eki görevi görür:
    Gözde sanatçılarımızdandı.
    Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?
    Sözde Ermeni soykırımı...
    d. -DEn Ayrılma/Uzaklaşma Hâl Eki
    İsimleri fillere bağlar.
    okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi...
    Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; yer, ayrılma, uzaklaşma bildirir:
    Ali, evden yeni çıktı.
    Birçok seneler geçti dönen yok seferinden.
    Edat tümleci ve yüklem de yapar.
    Gönüldendir şikâyet. (yüklem)
    Bebek gürültüden uyandı (edat tümleci)
    Yalnızlıktan sıkıldım. (edat tümleci)
    Durum bildirir:
    Yağmur hafiften yağıyor.
    Ben onu yakından tanırım.
    Üstünlük, karşılaştırma bildirir:
    Kıldan ince
    baldan tatlı
    Erzurum'dan soğuk şehir yok.
    Bundan iyisi bulunmaz.
    Bütünün parçasını, bütünden ayrılmayı ifade eder:
    Verilen pastadan bir dilim yedi.
    Soruların cevabını sözlerimden çıkaracaksınız.
    Canından can vermek istiyordu.
    İsimleri edatlara bağlayarak edat grubu ve edat tümleci oluşturur:
    Akşamdan beri seni arıyoruz.
    Yemekten sonra çayı nerede içeceğiz?
    Sebep bildirir:
    Soğuktan tir tir titriyordu.
    Yorgunluktan uyuyuverdi.
    İsim tamlamalarında tamlayan ekinin (-in) yerine kullanılır:
    Geçen gün öğrencilerden biri yanıma geldi.
    Bu ürünlerden hangisini istediğinizi söyleyin.
    Yapım eki özelliği kazanarak eklendiği kelimeyi sıfat yapar:
    Sıradan insanlarla düşüp kalkma diyordu.
    Sudan sebeplerle buradan ayrılıp gitti.
    Toptan satış
    Uzaktan akraba
    En içten duygular
    İkilemeler kurar:
    Zavallı çocuk günden güne eriyor.
    Baştan başa bizim bu topraklar.
    Durumumuz yıldan yıla kötüye gidiyor.
    Dünden bugüne ne değişti ki...
    Varlıkların neden, hangi maddeden yapıldıklarını bildirir:
    Üstüne yünden bir kazak almıştı.
    Tahtadan kılıçlarla oynuyorlardı.
    Ayı derisinden post; Rus'tan dost olmaz.
    Zaman anlamlı kelimelere gelerek zaman anlamı katar:
    Bu işi dünden halletmeliydik.
    Yarın geceden yola çıkmayı düşünüyoruz.
    e. -CE Eşitlik Hâl Eki
    İsimlere ve isim soylu kelimelere eklenerek çeşitli anlamlar katar. Türkçe'nin işlek eklerinden biridir. Bu eki alan kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır. Tür olarak da isim, sıfat ve zarf türetir.
    ben-ce, okul-ca, yurt-ça, sert-çe...
    Gibi, benzerlik anlamları katar:
    Çocukça davranışları vardı.
    İnsanca hareket etmeliyiz.
    Yüklem yapar:
    Onun davranışları çok zaman delicedir.
    Bakımında, yönüyle anlamı katar:
    O sizden kiloca biraz daha düşük.
    Akılca birbirinizden farkınız yok.
    Göre anlamı katar, edat gibi kullanılır:
    Sence bu yaptığın doğru mu?
    Bence bu doğru.
    Çokluk, abartma anlamı katar:
    Evinde yüzlerce kitabı var.
    Zaman bildiren isimlere gelerek eşitlik, süresince, boyu anlamı katar:
    Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
    O gün sizi saatlerce bekledik.
    Birliktelik, beraberlik anlamı katar:
    Bu kararı sınıfça aldık.
    Bugün milletçe sevinçliyiz.
    Durum bildirir; zarf tümleci yapar:
    Anlatılanları sessizce dinledi.
    Düşüncelerini açıkça dile getirdi.
    Elazığ'dan gizlice ayrıldık.
    Küçültme, sınırlandırma anlamı katar:
    Oralarda yaşlıca bir adam dolaşıyordu.
    Fatih, büyükçe bir taşı alıp denize atıverdi.
    f. -lE Vasıta Hâl Eki
    "ile" edatı kaynaklıdır; "i" düşürülerek kullanılır.
    Ünlüyle biten kelimelere eklenirken araya y kaynaştırma harfi girer:
    masa>masa-y-la.
    Ünsüzle biten kelimelere eklendiğinde -la, -le şeklindedir:
    kalem>kalemle.
    İsim ve isim soylu kelimelere eklenerek değişik anlamlar katar. Bu eki alan kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
    Edat tümleci yapar:
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)
    Durum bildirir; zarf tümleci yapar:
    İşi kolaylıkla başardı.
    Ayağına gelen topa hızla vurdu.
    Babasını sevinçle karşıladı.
    Yüklem yapar:O artık bizimledir.
    Birliktelik anlamı katar: Öğrencileriyle geziye gitmişti.
    Araç, alet bildirir: Arabasıyla evimize kadar getirdi. İğneyle kuyu kazıyorsun.
    "ve" bağlacı görevinde kullanılır:
    Annemle kardeşim buraya geldiler.
    Baki'yle Fuzuli, 16. yy. şairleridir.
    Sebep ve zaman bildirir:
    Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.
    Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
    Zilin sesiyle yarışma bitti.
    g. -(n)İn İlgi Hâl Eki (tamlayan eki)
    İsimleri isimlere bağlayarak tamlama kurmaya yarar.
    Bu ek birinci tekil ve çoğul şahıs için "-İm" şeklindedir: ben-im, biz-im.
    İsimleri isimlere bağlar:
    Benim elim kanadı
    Kitabın yaprağı yırtılmış.
    Yalancının mumu...
    Gözlüğün camı...
    İsimleri, zamirleri ve sıfat-fiilleri edatlara bağlar:
    Bunu senin için yaptım dedi.
    İsimleri ve zamirleri fiillere bağlar:
    Birincilik ödülü Atilla'nın oldu.
    En güzel ve mutlu yıllar sizlerin olsun.
    Not: "-dEn" eki tamlayan ekinin yerini tutabilir:
    öğrencilerin bazıları>öğrencilerden bazıları
    onların biri>onlardan biri
    2. İYELİK EKLERİ
    İsimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların sahiplerini, ait oldukları kişileri belirten eklerdir. Tamlayansız kullanıldıkları zaman bu eklere iyelik zamirleri de denir.
    kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları
    masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları
    su-y[3]-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları
    ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri
    İyelik ekleri isim tamlamasında tamlanana gelir:
    Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
    Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...
    Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
    İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.
    Kapının kol-u,
    işin baş-ı,
    hayvan sevgi-s-i
    İyelik ekleri bazen yer bildiren zamirlerden (işaret zamirleri) sonra gelerek belirtme görevlerinde bulunur:
    burası, ötesi, şurası...
    Sıfatlardan sonra gelerek zamir yapar:doğrusu, böylesi, başkası...
    Bazen isimlerle ve sıfatlarla birlikte sevgi ve abartma ifade eder:
    Camın İstanbul.
    Güzelim çiçekler kurumuş
    İyelik eklerinden sonra hâl ekleri gelebilir:
    Baba-m-a soracağım.
    Kardeş-i-n-i arıyormuş.
    -ler ekiyle -i iyelik eki birlikte kullanılarak zaman bakımından genelleme yapılır:
    akşamları, sabahları, gündüzleri...
    3. İLGİ ZAMİRİ: -ki
    İlgi zamiri belirtili isim tamlamalarında taml*****n yerini tutabilir:
    benim kalemim>benimki
    onun eli>onunki
    Türkçede üç tane "ki" vardır: "ki", "-ki", "-ki"
    a. "ki" Bağlacı
    Sadece "ki" biçimi vardır.
    Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
    Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
    "ki" ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
    Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
    Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
    Atatürk diyor ki: ...
    Bir şey biliyor ki konuşuyor.
    Ben ki hep sizin için çalıştım.
    Sınavı kazanabilir miyim ki...
    Baktım ki gitmiş.
    b. "-ki" İlgi Zamiri
    Ek hâlindeki tek zamirdir.
    Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (taml*****n) yerini tutar.
    Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece -ki şekli vardır:
    senin kalemin>seninki, Ali'nin eli>Ali'ninki, onun düşüncesi>onunki...
    c. "-ki" Yapım Eki
    İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
    Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken "-dE" hâl ekiyle birlikte kullanılır.
    Sadece -ki ve az da olsa -kü şekilleri vardır:
    bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...
    masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...
    4. -lEr ÇOĞUL EKİ
    Cins isimlerine gelerek onların çoğul şekillerini yapar.
    Kelimeler arasında ilgi kurmaz:
    dağlar, fikirler, idealler, öğrenciler, dertler...
    Özel isimlere getirildiğinde:
    1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır
    Yarın Ahmetlere gideceğiz.
    İzmir'e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz. (burada özel isme getirilmemiş.)
    Aliler bize gelecekler.
    2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:
    Bu millet nice Fatih'ler, Kemal'ler yetiştirecektir.
    Bu topraklarda ne Çaldıran'lar, ne Ridaniye'ler yaşandı.
    3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:
    Sınıftaki Ali'ler ayağa kalksın.
    Hüseyin'lerin hepsi buraya gelsin.
    4. Abartma anlamı katar:
    Çalışmak için ta Almanya'lara gitti.
    5. Topluluk kavramı bildirir:
    Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar...
    Bunların dışında:
    -İkilemeler yapar:
    Yıllar yılı bekledik.
    -Abartma anlamı katar, bazen "bir" kelimesiyle birlikte bu anlamı verir:
    Ateşler içinde kıvranıyordu.
    O gün dünyalar benim olmuştu.
    Valizler dolusu kitapları ne zaman almıştı.
    Bir kumaşlar almış, görmelisiniz.
    Bir bahçeler var, sözle anlatılmaz.
    Bir zamanlar ne kadar şendik.
    -Çoğul zamirlere getirilerek tekrar çoğul yapar:Bizler, sizler
    -Saygı veya alay anlamı katar:
    Dostumuz nedense bizi çağırmamışlar.
    Müdür Bey döndüler mi?
    -Her anlamı katar:
    Akşamları erken yemek yeriz.
    Sabahları geç kalkarım.
    -"Yaş" kelimesine getirilerek yaşça yaklaşıklık bildirir:
    O zaman henüz sekiz yaşlarında idi.
    İyelik üçüncü çoğul eki ve şahıs eki ile karıştırılmamalıdır.
    Çocuklar (çoğul eki) annelerini (iyelik eki) bekliyorlar (şahıs eki).
    5. "mİ" SORU EKİ
    Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir:
    Gelecek miydin? (fiile)
    Sen misin? (isme)
    Her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır.
    Büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:
    Salı mı?Sen mi?O mu?Ölü mü?
    Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.
    Seni çağıran bu çocuk muydu?
    Vurguyu kendinden önceki kelimeye aktarır. Yani mi soru ekinden önce gelen kelime vurgulanan kelimedir:
    Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    Soru anlamının dışında başka görevlerde de kullanılır:
    Pekiştirme görevinde: Güzel mi güzel bir yer burası.
    6. EK-FİİL
    İsim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, ek hâlindeki fiildir.
    "imek" fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.
    Dört kipe göre çekimi vardır:
    Geniş zaman
    -di'li geçmiş zaman
    -miş'li geçmiş zaman
    Şart kipi
    1. Geniş zaman
    İsim soylu kelimelere kişi ekleri getirilerek yapılır. Bunlar geniş zaman eklerinin yerini tutar. Üçüncü kişilere "-dİr" eki getirilir.
    "insanım, insansın, insan(dır), insanız, insansınız, insan(dır)lar"
    Ben bir küçük kelebeğim.
    Ü stümüze doğan bir güneşsin sen.
    Her taraf bugün bir başka güzel(dir).
    Bu ek fiillere getirildiğinde kesinlik veya olasılık anlamı katar.
    Ulaş şimdi tatil yapıyordur. (olasılık)
    Bu durumda işe gitmeyecektir. (kesinlik)
    2. -di'li geçmiş zaman
    Ek-fiilin bilinen geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların bilinen geçmişteki durumuna şahit olunduğunu gösterir.
    "idim, idin, idi, idik, idiniz, idiler"
    Bir güzelin hayranıydım. < i-di-m >
    Dün daha heyecanlıydın. <>
    Merhametli biriydi. <>
    3. -miş'li geçmiş zaman
    Ek-fiilin bilinmeyen (öğrenilen) geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların öğrenilen geçmişteki durumunun başkasından duyulduğunu anlatır.
    "imişim, imişsin, imiş, imişiz, imişsiniz, imişler"
    Suçlanan ben-miş-im. < ben imişim
    Meğer sen ne çalışkan-mış-sın. < çalışkan imişsin
    Adam yirmi yıldır evine hasret-miş. < hasret imiş
    4. Şart
    Eklendiği isimlerle yancümlecik kurar ve temel cümlenin şartını bildirir. Bazen karşılaştırma anlamı da katar.
    "isem, isen, ise, isek, iseniz, iseler"
    Elbise ucuzsa hemen alalım. <>
    Maaşlar düşük, giderlerse oldukça fazla. < ise >
    Dikkat!
    Ben iyi bir okurum. Ek-fiilin geniş zamanı
    Hep iyi kitaplar okurum. Şahıs eki
    Benim okurum anlayışlıdır. İlgi eki ve iyelik eki
    Öğrenciydi ek-fiil çekimi
    Uyuyordu birleşik çekim
    Öğrenciymiş ek-fiil
    Uyuyormuş birleşik zaman
    Öğrenciyse ek-fiil
    Uyuyorsa birleşik zaman
    Not: Ek-fiilin olumsuzu ek-fiilden önce "değil" kelimesi getirilerek yapılır:
    birinci değilim, değildim, değilmişim, değilsem
    7. TAMLAMA EKLERİ
    Bu eklerden tamlayan eki (ilgi eki: -in: kalem-in), isim hâl eklerinde; tamlanan eki (-i: uc-u) de iyelik eklerinde anlatıldığından burada tekrarına lüzum görülmedi.
    dj_sand bunu beğendi.
  3. zeki merviş

    zeki merviş Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    keşke eksik sayfalarda olsaydı ama teşekkürler işime yaradı. :)
    dj_sand bunu beğendi.
  4. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    keşke eksik sayfalarda olsaydı ama teşekkürler işime yaradı. :)
    Genişletmek için tıkla...
    bulursanız konu altına yaza bilrisiniz ben düzenlerim :D :)
    dj_sand bunu beğendi.
  • мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    Cevapları aldığım siteden bildiri var

    Sayın blogkafem severleri Lütfen Okuyun!

    Arkadaşlar ödevler konusunda çok aceleci davranıyorsunuz, biz de farkındayız her okul faklı farklı gidiyor ama bizi de anlamanızı istiyoruz bu ödevler kolay eklenmiyor sonuçta..Çünkü 9'dan 12.sınıfa kadarki sınıfların tüm Edebiyat ve Dil Anlatım cevaplarına yetişmem zor oluyor.Aceleyle atladığımız sayfalarda oluyor bazen ama lütfen anlayışlı olun olmayan sayfalarıda kendiniz yapmayı deneyin ve sizde bizimle okulda yapmış olduğunuz sayfaları paylaşırsanız ayrıca bize de destek olmuş olursunuz.Çünkü bende insanım ve işlerim güçlerim arasında zor yetişiyorum sizden anlayış bekliyorum..[blogkafem.blogspot.com]

    Ayrıca sözüm emek hırsızlarına!

    Bazı şahsiyetler sitemizde bizim saatlerce emek harcayıp derlediğimiz ödevleri kendi web sitelerinde yayınlıyor yada bunları dosya halinde yaymaya çalışıyor onlara burdan sesleniyorum arkadaşım lütfen emeğe saygın olsun! Çalıp çırpmayla sırtmızdan geçinmeye çalışan parazitlere karşı blogkafem.blogspot.com olarak blogkafem severlere önerim onlara inanmamaları çünkü internette bu ödevleri bizden başka veren site yok emin olun ki o haysiyetsiz şerefsizler de bizden alıyorlar!

    Herkese iyi çalışmalar dilerim..
    dj_sand bunu beğendi.
  • serap14

    serap14 Üye

    Katılım:
    10 Mart 2010
    Mesajlar:
    143
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    0
    Derslerde baŞarili olmanin yolu..

    ETKİLİ ÇALIŞMA TEKNİKLERİ
    Ana, baba ve öğretmenlerin öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalışmamak" olarak görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok çalışması istenmektedir. Oysa gerekli olan "Bilinçsizce çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlardan gereğince yararlanarak etkili çalışmaktır.
    Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.
    ETKİLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI NELERDİR?

    I- AMAÇLARINIZI BELİRLEYİNİZ

    Her çalışma bir amaca yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir problemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek, okulunu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına da ulaşmaktadırlar.
    II- PLANLI ÇALIŞINIZ

    Birden çok iş ya da ders üzerinde aynı günde çalışmanız gerektiğinde hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya da çalışmaya başlamak için karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız "evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda birden çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, derslerden her birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza neden olacaktır.
    Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı belirli bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar. İşte çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.
    Öğrenciler günlük ve haftalık bölümleri de olan aylık çalışma planlarında;
    1. Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,
    2. Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,
    3. Sınav tarihlerini,
    4. Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,
    5. Planlarına aldıkları, ancak çeşitli nedenlerden ötürü zamanında yapamadıkları çalışmala-rını ne zaman tamamlayacaklarını,
    6. Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma sinema ve tiyatroya gitme gibi ders dışı etkinliklere ne zaman yer vereceklerini göstermelidirler.
    Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme, dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş olmalıdır.
    Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden öğrenci çalışma saatlerini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği yap-malıdır.

    III- ZAMANI VERİMLİ KULLANINIZ
    Öğrenciler bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirle-rinden farklıdırlar. Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğ-renci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir ders ya da konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı kendine göre ayarlamalıdır.
    Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.
    Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da za-man ayrılmalıdır. Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.
    IV- VERİMİ AZALTICI ETKENLERİ ORTADAN KALDIRINIZ

    Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öf-ke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, normalin altında ve üs-tündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir.
    V- UYGUN BİR ÇALIŞMA ORTAMI SEÇİNİZ

    Çalışma yerinin seçimi çok önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın elden geldiğince sabit ve sakin olmalı, ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel sorunları da çözümlenmiş olmalıdır. Ayrı bir yerin sağlanamaması çalışmadan kaçmanın bir nedeni olmamalı, elverişsiz koşullarda da ders çalışmaya alışmalıdır.
    Yatakta, koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin toplanmasını güçleştirecek, öğ-rencinin çalışmak için daha çok zaman yitirmesine neden olacaktır.
    VI- DİKKATİNİZİ UYANIK TUTUNUZ

    İnsanda dikkat her an vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde toplanabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dikkatin uyanık tutulmasına yardım eder. Daima belirli yerler-de çalışmak, gürültünün bulunmadığı ortamlarda çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli araçlar dışında başka şeyler bulundurmamak, çalışma yerini 18-20 derece sıcaklıkta tutmak, işleri sıraya koymak, işleri bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her sefe-rinde bir çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici yöntemlerdir.
    VII- DERSE HAZIRLIKLI GELİNİZ

    Başarılı olmanın yollarından biri de derslerin işlenmesine etkin olarak katılmaktır. Derslerde sürekli edilgin durumda kalan öğrencilerin işlenen konuları anlamaları zordur. Öğrenciler okula gelmeden önce, o gün işleyecekleri konuları gözden geçirmelidirler. Bu sayede hem derslerin işlenişine katılmak için gerekli güveni kazanırlar, hem de öğretmenin anlattıklarını daha kolay anlarlar.
    Gerek işlenecek konulara hazırlanırken, gerekse işlenen konular gözden geçirilirken, an-lamakta zorluk çekilen yerler belirlenmeli, bu konularla ilgili sorular hazırlanıp, derste öğretme-ne sorulmalıdır. Öğretmenlerin derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan öğrencileri da-ha çok sevdikleri de unutulmamalıdır.


    VIII- NOT TUTUNUZ

    Öğrencilerin büyük bir kısmı not tutma tekniğini bilmemektedir.
    Not tutarken;
    1. Anlatılanlar öğretmenin ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi yazılmalıdır.
    2. Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları kavranıncaya kadar beklenilmelidir.
    3. Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri kavramaya çalışmakla geçmelidir.
    4. Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı olarak anlatılıyorsa notlar arasına bunlarda alınmalıdır.
    5. Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda vardır.
    6. Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir. Önce müsvette yapma, sonra temize çekilme yoluna gidilmelidir.
    IX- ARAÇ - GEREÇ VE KAYNAKLARDAN YARARLANINIZ

    Öğrenci, herhangi bir konunun öğrenilmesinde, basılı araçlara ne kadar baş vurursa, öğ-renme ilgisi ve zihinsel yetileri de o kadar çok genişleyecektir.
    Basılı öğrenme araçlarından yararlanmada çizelge grafik, harita ve resimlerin özel bir önemi vardır. Bunlar sayfalarca anlatılan bilgileri topluca ve bir arada vererek o konunun kavranmasına yardımcı olmaktadırlar.
    X- VERİMLİ OKUYUNUZ

    Okuma, öğrenmenin en temel yoludur. Öğrenmede hızlı okuma önemli ve gereklidir. Hızlı okumayla hem okunanlar daha iyi anlaşılır, hem de zamandan kazanılır. Okuma hızı lise öğrencileri için yaklaşık 200 - 250 sözcüktür. Bu hız okunulan yazının niteliğine ve okumanın amacına göre ayarlanmalıdır. Vakit geçirmek amacıyla bir hikaye veya roman okurken okuma hızı oldukça yüksek olabilir. Ama okuma yorum yapma, eleştirme özet çıkarmak için yapılıyorsa okuma hızı yavaş olmalıdır.
    Hızlı okumanın en önemli yolu sesiz okumadır. Sessiz okuma hızı arttırdığı gibi anlamayı da kolaylaştırır. Hızlı ve anlamlı okuma becerisi kazanabilmek için bol bol okuma çalışmaları yapılmalıdır. Önce gazete, öykü ve roman gibi şeylerle işe başlamalı giderek boş zamanları okuyarak de-ğerlendirme alışkanlığı kazanılmalıdır.
    XI-ARALIKLI TEKRARLAR YAPARAK UNUTMAYI ÖNLEYİNİZ

    Öğrenilenler zamanla unutulabilir. Unutmayı önlemenin iki yolu vardır. Bunlardan biri öğre-nilen bilgileri yeri geldikçe kullanmak, diğeri de aralıklı olarak tekrar etmektir.
    Öğrenciler öğrendiklerini yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive olacaklardır.
    Aralıklı olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir taraftan eski öğrendiklerini hatırlarken diğer yandan da sınavlara her an hazır durumda olacaklardır.


    ZAMAN DÜZENLEME VE PLANLI ÇALIŞMA
    Çaba, enerji ve zamanı en ekonomik şekilde kullanmak istiyorsak bir programa bağlanmalıyız. Zamanı boşa geçirmek, yaşamı boşa geçirmektir. Ve boşa geçen zaman asla telafi edilemez.
    Bazı öğrenciler için özellikle derslerin başlangıcında çalışmaya düzenli bir biçimde yoğunlaşma zor gelir. Bu zorluk genellikle uzun süreli planlama ve çalışma programının yokluğundan kaynaklanır. Öğrenciler zamanlarını planlamayı ve bunu yazılı hale getirmeyi önemli bulmazlar. Oysa yapılan çalışmalar derslerdeki başarı ile gerçekçi planlama arasında önemli ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.
    Aşağıda verilen durumlar bir çoğumuza tanıdık gelebilir;
    • Arkadaşlarınız birlikte sinemaya gitmeyi önerdi. Bu filmi görmeyi çok istiyordunuz fakat ödevinizi bitirmek zorundasınız.
    • Önemli bir sınavdan önceki gece. Çalışmaya başlamanız gerek ama okunacak çok yer var. Zaman yeterli değil.
    Tüm zamanınızın nereye gittiğini merak ediyor musunuz ? Çalışmalar ve ödevler son anda mı kalıyor ? Sınavdan veya ödev teslim tarihinden önce kendinizi baskı altında hissediyor musunuz ? Zamanınızı kontrol etmek ister misiniz ?
    Zamanı iyi planlamak sizin elinizdedir. Zamanı akıllıca kullanmak sizi daha başarılı kılacak ve düşündüğünüzden daha fazla zaman yapmak istedikleriniz için size kalacaktır. O halde zamanı planlamayı öğrenin ve bunu uygulamak için istekli ve sabırlı olun. Unutmayın eski alışkanlıklardan kurtulmak zaman alır ve palanlı yaşamak başlangıçta çok zor gelebilir. Bu nedenle kendinizi zorlamanız gerekir. Katlanacağınız kısa süreli sıkıntı daha sonra sizi mutlu ve başarılı yıllara götürecektir.
    Öğrenciler çalışma planı hazırlamadan önce ders çalışma süresi, çalışılması gerekli dersler v.b. konularda öğrenme ilkelerini bilmek zorundadır. Bu ilkeler;
    1. Çalışma planı hazırlarken hangi dersin hangi saatte çalışılacağı karalaştırılmalıdır. Zor yada ağır öğrenilen dersler için en verimli saatlerin ayrılması uygundur. Zihnin uyanık ve çanlı, konsantrasyonun en yüksek olduğu zamanlar en verimli saatlerdir. Çalışma için en verimli ve canlı, konsantrasyonun en yüksek olduğu zamanlar en verimli saatlerdir. Çalışma için en verimli saat bireylere göre değişebilir. (sabah erken, okul dönüşü, akşam yemeğinden sonra vb. ) Öğrenci bir hafta kendini gözleyerek en verimli saatleri saptayabilir. Genel olarak bedenin dinlenmiş ve zihnin öğrenmeye açık olduğu saatler verimli kabul edilmektedir. Günün sonuna daha mekanik ve rutin işler bırakılabilir. Bu tür etkinlikler fazla yoğunlaşmayı gerektirmez ve birey yorulunca bırakabilir.
    2. Çalışma planında her derse belirli bir süre ayrılmalıdır. Bu süre dersin zor yada kolay oluşuna, çalışılacak konunun uzunluğu veya kısalığına, öğrencinin konu ile ilgili ön bilgisine ve çalışma yöntemine (okuma,yazma,yineleme) göre değişir. Genellikle bir saatlik dersin ödev ve çalışılması için iki-üç saat ayrılması önerilir. Öğrenci planı uyguladığı ilk haftayı deneme haftası olarak görmeli ve çalışmayı planladığı dersin başlangıç ve bitiş saatlerini kaydetmelidir. Böylece hangi derse ne kadar sürede çalışıldığı saptanacaktır.
    3. Çalışma sürelerinin çalışma planında aynı saatlere yerleştirilmesi gerekir. Böylece o saatlerde çalışma alışkanlığı kazanılacak ve çalışmaya dikkatin toplanması kolaylaşacaktır. Ayrıca alışkanlık haline geldikten sonra aynı saatte çalışılmazsa gerginlik duyulacak ve gerginlik çalışılmaya başlandığı zaman ortadan kalkacaktır.
    4. Çalışma için ayrılacak zaman saptanırken dersin sınıfta verileceği gün ve saate yakın olmasına dikkat edilmelidir. Dersten önce ders veya konu çalışılırsa, dersin içeriği hakkında bilgi sahibi olunur ve dersi anlamanın kolaylaşmasının yanı sıra anlaşılmayan noktalar sorulabilir. Unutmanın en aza inmesi için de dersten sonra yinelemek gerekir. Böylece hem unutma azalır hem de dersi izleme ve öğrenme kolaylaşır.
    5. En verimli çalışma aralıklı çalışmadır. Ara vermeden uzun süre çalışma kadar uzun süre dinlenme verilerek çalışmada verimsizdir. Ara vermeden uzun süre çalışma zihnin yorulmasına ve dikkatin dağılmasına yol açar. Uzun süreli dinlenme ise tekrar çalışmaya dönmeyi güçleştirir. Çalışma ve d,inlenme süresi dersin özelliğine göre değişirse de ortalama olarak önerilen, 40-50 dakikalık çalışmadan sonra 10 dakika dinlenmedir. Ancak matematik, fizik gibi dersler çalışılırken problem çözmeden ara verilmemelidir. Ayrıca her yeni konuyu çalışmaya başlamadan önce ara verilmelidir.
    6. Birbirine benzeyen iki ders üst üste çalışılmamalıdır. Örneğin psikoloji ve sosyoloji dersi yerine, tarih ve matematik dersi arka arkaya çalışılırsa daha iyi olur. Böylece öğrenilenler birbirine karışmayacağı gibi sıkıcı olmasının da önüne geçilir.
    7. Öğrenme üzerinde en aza bozucu etki yapan etkinlik uykudur. Bir öğrenci yatmadan önce on dakika süreyle o gün çalıştığı dersleri tekrarlayarak uykuya geçer ve sabah güne bir gün önce yapmış olduğu on dakikalık tekrarı yaparak başlarsa, çalıştıklarını daha iyi korur.
      Verimli çalışma daha fazla disiplin ve hırsla elde edilir. Bu demek değildir ki dinlenmek için zaman ayrılmasın. Verimli çalışmak için dinlenmek şarttır. Çalışma planı hazırlanırken dinlenmek ve eğlenmek için zaman ayrılmalıdır. Eğer birey kendini genellikle yorgun hissediyorsa bu durumun nedenleri aranmalıdır. Havasız bir oda, ağır yemekler ve yeterince spor yapmamak yorgunluğa neden olabilir. Yorgunluk ve isteksizlik nedenleri bulunur ve değiştirilebilir. Şimdi yukarıda sayılan ilkeleri göz önüne alarak zamanın nasıl planlanacağını inceleyelim.
      Çalışma planı hazırlamadan önce öğrenci verimli ders çalışma becerilerini kazanmalıdır. Verimli ders çalışma alışkanlıklar etkili öğrenmeyi gerçekleştirmenin yanı sıra zamanın en verimli kullanılmasını da sağlar. Zamanı planlamadaki ilk adım önceliklerin saptanmasıdır. Birey önce kendisi için neyin önemli neyin önemsiz olduğuna karara vermeli veya yapmak istedikleri ile yapmak zorunda olduklarını öncelik sırasına koymalıdır. Birçok öğrenci yapmak istedikleri ve yapmak zorunda olduklarını gerçekleştirecek zamanı bulamaz. Sosyal yaşamın sunduğu eğlenceler ve öğrenciliğin gerekleri arasında seçim yapmak zorunda kalır. Örneğin, sinemaya gitmek veya geç saatte televizyondaki bir programı izlemek, arkadaşları ile buluşmak yapmak istedikleri, ders çalışmak, sınavlara hazırlanmak, ödev hazırlamak ise yapmak zorunda olduğu etkinliklerdir. Bu seçimler öğrencilerde çatışma yaratır. Öğrenci amaçlarına ulaşmada engellenme yaratan çatışmalardan kurtulabilmek için önceliklerini belirlemeli ve şu soruları yanıtlamalıdır. Benim için bu etkinlikler içinde en önemlisi hangisidir ? Hangi etkinliklerden vazgeçebilirim ? En az önemli olan etkinlikler hangisidir ?
    Önceliklerin net bir biçimde saptanabilmesi için şöyle bir uygulama yapılabilir:
    Yönerge: Gelecek bir hafta için planlarınızı düşünün. Yapmak istediğiniz ve yapmak zorunda olduğunuz etkinlikleri listeleyin.


    ETKİN DİNLEME


    Dinleme bir beceridir. Ve bu beceri birtakım ilke ve yöntemlerle çok daha etkili bir şekilde kullanılabilir. İnsan iletişiminin yaklaşık %90 ı sözel olarak yapılmaktadır. Bu iletişinin ancak yarısı kısa bir süre sonra hatırlanabilir. Aradan daha fazla zaman geçtiğinde ise %20-25 ini bile zor hatırlarız. Bütün bu nedenlerden dolayı etkili dinleme ilke ve yöntemlerini öğrenmek ve bunları uygulamak daha da önem kazanmaktadır.
    Etkili dinleme sadece söylenilenleri duymak değil, aynı zamanda bu söylenenleri önemli bulmak, kavramak ve değerlendirmektir. Ayrıca etkin dinleme aktif bir süreçtir.
    Olaya bir de başka bir boyuttan bakalım. Etkin dinleme öğretmen-öğrenci ilişkilerini de olumlu bir yönde etkiler. Öğretmen genellikle kendini dinleyen ve dinlediğini çeşitli biçimlerde belli eden öğrencilere daha fazla ilgi gösterir ve onlara dönerek konuşur. Öğretmen dersi anlatırken dinleyicilere ihtiyaç duyar. Bu nedenle başını sallayan, not tutan, dikkatini yoğunlaştıran aktif öğrencilere daha fazla ilgi gösterir.
    Öğetmenin sınıf içindeki en önemli görevlerinden biri öğrenciye bilgi aktarmaktır ve bunu öğretmen genellikle anlatarak gerçekleştirir Öğrenci ise öğretmenin bu anlattıklarını anlamak amacıyla dinlemektedir. İşte önemli olan da öğrencinin bu dinleme işlevini nasıl yaparsa daha başarılı olacağıdır.
    Etkin bir dinleeyici olmak için "İFİKAN" adlı bir yöntemi uygulayabiliriz.
    Bu yöntem;
    • İ - İleriye
    • F - Fikirler
    • İ - İşaretler
    • K - Katıl
    • A - Araştır
    • N - Not tut olmak üzere 6 basamaktan oluşmaktadır.
    Bu basamakları kısaca açıklayalım.
    Öncelikle ileriye bak basamağından başlayalım. Öğrenci sınıfta öğretmenini dinlerken, öğetmenin anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışmalıdır. Bu da öğrencinin dikkatinin dağılmasını engeller ve öğrenciyi devamlı uyanık tutar. Hatta öğrencinin aktif olarak katılmasını sağlar. Öğrenci daha önceden o günkü konuları okuyarak sınfa gelirse hem anlatılanlara yabancı kalmamış olur hem de dersteki tahminlerini daha kolay bir şekilde yapar. Bu yontemle öğrenci derste anlatılanları daha önce okuduğu için daha kolay bir şekilde hatırlar.
    İkinci olarak fikirler basamağı karşımıza çıkıyor. Bu basamak bize önemli fikir ve düşüncelere önem vermemiz gerektiğini ve bunları göz ardı etmememiz gerektiğini anlatmaktadır. Öğrenci öğretmenin bir ders boyunca anlattıklarının ana fikrini bulmaya çalışmalıdır. Ders boyunca kendi kendine bu konunun ana fikri nedir?, Burada anlatılmak istenen nedir? gibi sorular sorması gerekir. Bu sorular öğrencinin ana fikir ve kavramları bulmasına yardımcı olur.
    Üçüncü olarak işaretler basamağına bakalım. Öğrenci sınıf içinde devamlı uyanık olmak zorundadır. Öğretmenin hiçbir dediğini kaçırmamalıdır. Öğretmenin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmalıdır. Bir öğretmen konuyu anlatırken mutlaka ufak ipuçları verir. Bazı konuların üzerinde ısrarla durur. Örneğin bir konunun önemli bir bölümünü anlatırken belirli kelimeler kullanır, ses tonunda farklılıklar yaratarak çeşitli ipuçları verir. Öğretmenler seslerini yükselterek ya da "burası önemli", "dikkat ederseniz" gibi sözel vurgularla önemli noktalara işaret ederler. Bir öğretmen hiçbir zaman bu bir sınav sorusudur demez, ama çeşitli ipuçlarıyla bunu belli eder. Bu ipuçlarından birkaçına örnek verirsek: önemli, başlıca, can alıcı, burada esas fikir, şunu unutmayın ki, sonuç olarak, bu sebeple, özetle vb. ...Bu ipuçlarına dikkat edildiği taktirde öğrenci sınavda sorulabilecek soruları tahmin edebilir.
    Bir başka basamak ise "katıl" basamağıdır. Öğrenci sınıf içinde devamlı aktif olmalıdır. Pasif bir öğrenci hiçbir zaman başarılı olamaz. Öğrenci derse her fıratta katılmalıdır. Öncelikle derse zamanında gelmeli, sınıfta oturacağı yeri iyi seçmeli, görebileceği, duyabileeği bir yere oturmalıdır. Ve ders sırasında öğretmenin söylediklerine gülümseyerek, kaşlarını çatarak, başını sallayarak olumlu ya da olumsuz tepki göstermelidir. Böylece öğretmen de anlaşılan ya da anlaşılmayan yerleri çok daha iyi bir şekilde görebilir. Ayrıca bu öğretmeni de memnun eder. Onun motivasyonunu artıtırır, onu cesaretlendirir. Öğretmen dinlenildiğinin farkına varır.Oysa ki anlattıklarına karşı hiçbir tepki göstermeyen donuk, pasif öğrenciler karşısında öğretmen de bir şeyler anlatmak istemez. Öğrenciler öğretmene tepkide bulunarak dersin kalitesini yükseltmekte öğrencilerin elindedir. Beşinci olarak karşımıza "araştır" basamağı çıkıyor. Öğrenciler nedense ders sırasında soru sormaktan çok çekinmektedirler. Ve fikirlerini, görüşlerini rahatça söyleyememektedirler. Oysa ki bu çok yanlıştır. Ders sırasında anlaşılmayan bir yer varsa ya da merak edilen bir soru varsa bu soru rahatlıkla sorulmalıdır. Hiçbir şekilde çekinilecek bir durum söz konusu değildir. Sorulara verilen cevap anlaşılmadıysa ve açıklamalar yeterli değilse, yeni sorular sorulmalı ve açıklama yapılmasmı istenilmelidir. Eğer ders içerisinde zaman yetmediyse, ders bittikten sonra öğretmene ya da diğer öğrencilere de sorulabilir.
    En son basamak ise " Not Tutma" basamağıdır. Dinleme yoluyla öğrenilen bilgiler çok uzun süreler hafızada duramaz. Öğrenilenlerin zaman zaman tekrar edilmesi gerekir. Bir öğrenci ders sonunda, o derste dinlediğinin ancak %55 ini hatırlayabilir.Tekrar yapılmadığı sürece bu oran bir hafta sonra %17 lere düşer. Bu yüzden not tutmanın çok büyük bir önemi vardır. Not tutmanın iki önemli yararı vaırdır. Bunlarda birincisi eğitimin temel şartı olan "Aktif katılımı" sağlar. Öğrenci derste pasif durumdan aktif duruma ggeçer. Not tutma sayesinde derste devamlı uyanık olur, dikkatini derse yoğunlaştırır ve dikkatinin dağılmasını engeller. İkinci önemli yararı ise unutmayı engelemesidir. Unutkanlık düşmanını bizim avantajımıza çevirerek en önemli girişim not tutmaktır. Özellikle alınan notlar eve gelince bir de temize çekilirse hafızaya daha iyi yerleşir.

    Not tutulurken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır.

    • Öncelikle not tutulan kağıt konusunda cömert olmamız gerekir. İleride okuduğumuz zaman anlayabileceğimiz şekilde, boşluklar bırakılarak not tutmamız da yarar vardır. Hiçbir zaman küçük bir kağıda sıkışık bir şekilde not tutulmamalıdır. Hatta not tutmak için bir defter olursa daha düzenli not tutulur. Ve de sayfanın altında, üstünde, yan taraflarında boşluk bırakılırsa buralara eksik kalan bigileri daha sonra yazabiliriz.
    • Not tutmaya ilk günden başlanılması gerekir. Ve düzenli olarak not tutulması çok önemlidir.
    • Dinleme ile not tutma arasında bir denge oluşturmak gerekir. Tüm dikkati dinlemeye ayırırsak, verimli bir şekilde not tutamayız. Aynı şekilde çok ayrıntılı not almaya kalkışırsak bu sefer de anlatılanları anlamamız güçleşir ve bu da dinlemeyi olumsuz etkiler. Dolayısıyla dinleme ve not tutma arasındaki dengeyi çok iyi ayarlamamız gerekir.
    • Derste not tutarken ana fikirleri, önemli noktaları not etmek çok önemlidir. Not alırken seçici olmakta yarar vardır. Önemli noktaları belilerken öğretmen bize çeşitli ipuçları verir. "Burası önemli","Burada esas olan", "Dikkat ederseniz" vb. ipuçlarıyla bu bölümlerin önemini vurgular. Bu bölümler mutlaka not alınmalı ve önemli olduğunu belirtmek için de yanına * işareti konmalı ya da altı çizilmelidir.
    • Not tutarken zamandan tasarruf etmek ve geri kalmamak için, öğrenci kendi anlayabileceği şekilde çeşitli kısaltmalar kullanmalıdırn. Bu kısaltmalardan bazılarına örnek verirsek:
      -ve &
      -gibi .
      -örneğin ör
      -sonuç olarak son.ol.
      -kadar =
      -matematik mat
      -yüzyıl yy
      -birbirine 11
      -buna ek olarak +
      -açısından ?
    • Not tutarken öğrenci kendi cümleleriyle not almalıdır. Bu şekilde hem öğrenci öğretmenin anlattıklarını özetleme imkanı bulur, hem de anladığı biçimde not alma imkanı bulur. Bazı durumlarda anlatılanların aynı şekilde not alınması gerekebilir. Ya da tahtada yazılanları aynı şekilde kaydetmek gerekebilir. Bu durumda anlatılanlar ya da yazılanlar aynı şekilde not alınmalıdır.
    • Öğrenci not tutarken aklına takılan yerleri ya da anlayamadığı bölümleri öğretmene sormaktan çekinmemelidir. Böylece not alırken hem eksik not alımamış olunur hem de anlayarak not alınır.
    • Öğrenci hafızasına çok güvense bile mutlaka sınıfta öğretmen tarafından söylenen ve vnemli gördüğü her şeyi not etmelidir. Böylece unutkanlık sonucu doğabilecek olumsuz sonuçları engellemiş olur.
    • Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de tutulan notların mutlaka temize geçirilmesidir. Öğrenci tuttuğu notları temize geçirirken bir kez daha tekrar etmiş olur ve bu da unutmasını engeller. Eğer mümkünse tutulan notlar o gece ya da bir sonraki dersten önce temize geçirilmelidir.
    İyi dinlemek venot tutmak sadece eğitimin değil, hayat başarısının da en önemli unsurudur. İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak, iyi not tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. Bu anlamda iyi not tutmak ve iyi bir dinleyici olmak birbirleriyle bağlantılı iki kavramdır.
    Teorikte anlatılan bu hususlar, pratikte uygulandığında öğenciye birçok yararlar sağlar. Çok ufakmış gibi görünen ayrıntılar ileride büyük farklar yaratacaktır. Bunu sizler de yaşayıp görebilirsiniz.


    SINAVLARI NASIL ATLATIRIM?

    Eğitim psikologlarından en iyi on öneri:

    • Yardım alın:
    • Öğretmenlerinize sınava nasıl çalışılabileceğini sorun.
    • Çalışır ve tekrarlarken kısa aralar verin:
    • Yorgun bir zihin iyi hatırlayamaz.
    • Çalışma programı yapın:
    • En iyi çalışabileceğinizi düşündüğünüz zamanlarda tekrarlar yapın.
    • Sağlıklı kalın:
    • İyi uyuyun ve yeterli beslenin.
    • Egzersiz yapın:
    • Yürüyün, koşun, herhangi bir sporla uğraşın.
    • Olumlu düşünün:
    • Başarısızlığı veya geleceği düşünmeyin.
    • Elinizden gelenin en iyisini yapın:
    • Hiç kimse daha fazlasını yapamaz.
    • Tetikte olun:
    • Hasta gibi hissederseniz, endişeleriniz hakkında birileriyle konuşun.
    • Çok rahat ta davranmayın:
    • Sınav konusunda biraz endişe çok çalışmanızı sağlar.
    • Akıllı olun:
    • Eğer sınavdan sonra bu konuyu konuşmak istemiyorsanız, konuşmayın. Aslında bu konuda hiç düşünmeyin bile. Yapılan yapılmıştır. Yazdıklarınızı değiştiremezsiniz :ugh:1 teşekkür yeter
    dj_sand bunu beğendi.
  • ibo2147

    ibo2147 Üye

    Katılım:
    11 Ekim 2011
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    yanlış

    Ya sen bence yanlış yazmışın. Çünkü sayfa 45'te boşluk doldurma var. Ne alakası var perili köşkün? :rolleyes: Anlayacağın, onları düzeltir misin diyecektim ama diğerleri çok güzel. :D:97: yanlışıkla oldu aldırma
    Son düzenleyen: Moderatör: 11 Ocak 2012
  • Sayfayı Paylaş