2.Dönem 1.Yazılı Soruları

Konu 'Türk Edebiyatı 10. Sınıf Yazılı Soruları' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Frenqeştayn

    Frenqeştayn Üye

    Katılım:
    1 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Halk şairi: Ozan mesela arkadaslar halk edebiyatında şiir türlerini söyleyen yapan :)
    Kalem şairi:Aşıklık geleneğinde şiirlerini kalem ve kağıt kullanarak yazan aşıklara "kalem şairi" denmektedir. Kalem şairleri eğitim görmüş, okuma yazma bilen şairlerdir.
  2. merveee_

    merveee_ Üye

    Katılım:
    27 Eylül 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    buyrun :)

    HALK ŞAİRİ:Şiirlerini doğal olarak,saz eşliğinde,sözlü olarak söyleyen şairlerdir.

    KALEM ŞAİRİ:Şiirlerini kalem ve kağıt üzerine yazan belli bir eğitimden geçmiş sanatçılardır. :):);):shy:
  3. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    Kalem şairi nedir?


    Aşıklık geleneğinde şiirlerini kalem ve kağıt kullanarak yazan aşıklara "kalem şairi" denmektedir. Kalem şairleri eğitim görmüş, okuma yazma bilen şairlerdir.


    Aşık edebiyatının geleneğinde áşık kahvelerinin, kahvelerde düzenlenen atışmaların, muamma, asma, çözme gibi hünerlerin önemli yeri vardır. Bu etkinliklerden dolayı áşıklara meydan şairleri adı verilir. Bazıları medreselerde okumuş olan,kültür merkezi kentlerde yaşayan áşıklara ise kalem şairi denir. Kalem şairleri üzerinde dil, anlatım,konu bakımından divan şiirinin türlü etkileri görülür. Onların şiirleri arasında koşma, varsağı, destan gibi özgün halk edebiyatı türleri yanında aruzla divan, müstezat, gazel gibi ürünler de yer alır. Áşık edebiyatının bu yolda yapıt veren temsilcilerinden başlıcaları şunlardır; Áşık Ömer, Gevheri, Dertli, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni.
  4. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    HALK ŞAİRİ
    Halk şairi kavramını anlayabilmek için, öncelikle bugün artık belirgin çerçevesini yitirmiş halk kavramının tarihsel, anl***** eğilmek gerektiği ortaya çıkar. Henüz işb**ümü gelişmemiş olsa da, ilk çağlarda halk, yöneten hakim zümrenin dışında kalan geniş kesimlerdir. Hükümdar ya da padişahı Tanrının yeryüzündeki vekili, olarak algılayan bu toplumlarda, yöneten yani hükümdar çoban, halk da onun sürüsü durumundadır.

    Genel hatlarıyla bu çerçevede algılayabileceğimiz halk kavramı, özellikle Türklerin Müslümanlığı kabul, ettikleri çağlara değin uzanır gelir. Türklerin Müslümanlığı kabul etmeleri ve devlet sınırlarını genişletmeleriyle başlayan idari teşkilatlanma içerisinde, iş b**ümü, üretim ve paylaşım yöntemlerinin değişip gelişmesiyle tabakalaşma ve sınıflaşma da kendisini göstermeye başlamıştır. Her ne kadar İslam ile tanışmanın ilk yüzyıllarında henüz bu sınıflaşma belirgin hatlarına kavuşmamışsa da, bu yöndeki değişimlerin tarihselliğini XI. yüzyıldan itibaren görmek olasıdır.

    "XV. Yüzyılda, Türk illerinde birbirinden ayrı, ama birbirine eş iki uygarlık merkezinin parlayıp yükseldiği görülür. Bunlardan biri Türkistan'da Horasan'ın merkezi olan Herat, öteki de Fatih'in yeniden kurduğu İstanbul'dur. Herat'ta, görkemli sarayları camileri, medreseleri, tekkeleri, türbeleri, zaviyeleri, imaretleri, kervansarayları, hanları ve hamamlarıyla, Türk-İslam mimarisi en parlak devrine ulaşmış; Türk edebiyatı, Fars edebiyatı yanında kişiliğini kazanmaya başlamış, ticaret gelişmiş, Büyükşehirlerde kapalı çarşılar bedestenler kurularak alışveriş artmış, Türk el sanatları inceliği ve güzelliğiyle her yerde aranılır bir değer kazanmıştır.

    Herat merkezi, XV. yüzyılın ikinci yarısında Hüseyin Baykara-Nevai devrinde olgunluk çağına eriştikten sonra, önce Nevai nin sonrada Sultanın **ümüyle sönmeye yüz tutar.

    Fatih'in kurduğu İstanbul merkezi ise, Kanuni devri olgunlaşarak en parlak devrine erişir. Medrese, Fatih külliyelerinden sonra Süleymaniye külliyeleriyle çağın en yüksek Üniversitesi haline gelir. Bilim aleminde ünlü kişiler yetişir. Tarikatların toplandığı tekkelerde halkın sevgisini kazanmış büyük şeyhlerin ''post-nişin'' olduğu görülür. ''Ulema-i rüsum'' ile ''arifler'' kendi yerlerini alırlar. Ordu, iklimleri aşarak, Türk topraklarına yeni ülkeler katar. Devlet örgütleri genişler. Türk edebiyatı, divanları, hamseleri; tarihleri, tezkireleri ve şeh-engiz gibi yerli türleriyle kişiliğini bulur. Ticaret hayatı genişler. Türlü meslekler, esnaf loncalarıyla sıkı örgütlere bağlanır. Her yer genlik ve bolluk içindedir.

    Böylece iş b**ümü meydana gelmiş, toplumsal sınıflar kesinlikle belirmiş, tabakalara ayrılmıştır. Her çevre kendi karakterine uygun, kendi hayatını yaşamaktadır. İşleri, kazançları ve yaşama düzeyleri birbirinden ayrı olan bu sınıflarla, her sınıftaki tabakaları şöyle sıralayabiliriz:

    1. Müderrisi, muidi; mülazımı, kadısı, imamı, müezzini, kayyumu, hocası ve kalfası ile her dereceden bilim ve din adamları;
    2. Şeyhi ve dervişiyle tarikatları temsil edenler;
    3. Devlet hizmetlerinde görevli büyük küçük memurlar ve kendi kendilerini yetiştirmiş aydınlar;
    4.Türlü sınıftan asker ocaklarında yaşayan kara ve deniz erleriyle subaylar;
    5. Tüccar, büyük esnaf, küçük esnaf, satıcı, gezici, aylıkçı ve gün****kçisiyle iş aleminde yer alanlar;
    6. İşleri güçleri olmayıp şehirlerde başkalarının sırtından geçinen serseri ve ayak takımı; dinle ve bilimle hiçbir ilgileri olmadığı halde, halkın din ve bilim adamlarına gösterdiği saygıdan yararlanmak üzere, derviş ya da hoca kılığına girip, başında ince bir tülbent, sırtında eski bir cübbe; köy köy dolaşan a*****lar;
    7. Köylerde toprak ve hayvanla uğraşıp ürün yetiştiren tarımcılar, ağalar, köylüler, yancılar, ırgatlar.

    Toplumsal işb**ümü böylece ayrılmış olmakla birlikte, sarayla çevresi (yüksek aşamalara erişenler) dışındaki bütün bu sınıflarda yer alanlar, işleri ve yaşama düzeyleri ne olursa olsun, aynı ''kader birliği'' içindedirler. Taşralarda derebeyleri ve merkezi temsil eden paşalarla merkeze karşı ayaklanmış olanlar, başkentteki imtiyazlı sınıfın ve devletlilerin rolündedirler.

    Agah Sırrı Levend'in vurgulamalarından da çıkarılabileceği üzere, halk kavramı toplumsal sınıfların belirginleşmesiyle ortaya çıkıyor. İslamiyet'le birlikte saray çevresinde oluşturulan Acem ve Arap düşünürlerden oluşmuş ''ulema'' ile de derinleşen kültürel farklılık özellikle dil gibi iletişimin vazgeçilmez unsuru üzerinde, düğümlenince zevkleri ve yaşayışları zaten farklı olan; kaba çizgileriyle de saray ve halk gibi iki toplumsal tabakayı bir başka deyişle sınıfı da birebirinden uzak enderun da yetişmiş ''havas'' ın dışında kalan geniş kesimleri içermektedir. Yaşam biçimi sade, süsten uzak, konuşma dili herkesin kolaylıkla anlayabileceği temiz bir Türkçe olan kesimlerdir.

    Halk şiiri, toplumsal işb**ümünde üretici sınıtları, bizi bugün ulusal nitelikler dediğimiz tarihsel uzantıda kimliğimizin renklerini oluşturan dili temiz Türkçe, yaşamı saray ve onu çevreleyen kültürel/düşünsel dünyanın dışında kalan kesimlerin heceyle söyledikleri, içerisinde sahibi belli olanlar da bulunan ya da söyleyeni hiç belli olmayan edebi ürünlerdir. Bu bakımdan, örneğin ilk söyleyeni bilinemeyen herhangi bir türkü, ya da mani de halk şiirinin içerisindedir, söyleyeni belli olan; örneğin, Köroğlu'na, Karacaoğlan'a, Pir Sultan'a ait bir parçada halk şiirinin içerisinde düşünülmelidir. Bu genel çerçeve içerisinde ise, değişik sınıflamalar yapmak kuşkusuz mümkündür, öyle de yapılmaktadır.
  5. merveee_

    merveee_ Üye

    Katılım:
    27 Eylül 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    halk şairi ve kalem şairi :)

    Kalem şairi


    Aşıklık geleneğinde şiirlerini kalem ve kağıt kullanarak yazan aşıklara "kalem şairi" denmektedir. Kalem şairleri eğitim görmüş okuma yazma bilen şairlerdir.


    Aşık edebiyatının geleneğinde áşık kahvelerinin kahvelerde düzenlenen atışmaların muamma asma çözme gibi hünerlerin önemli yeri vardır. Bu etkinliklerden dolayı áşıklara meydan şairleri adı verilir. Bazıları medreselerde okumuş olankültür merkezi kentlerde yaşayan áşıklara ise kalem şairi denir. Kalem şairleri üzerinde dil anlatımkonu bakımından divan şiirinin türlü etkileri görülür. Onların şiirleri arasında koşma varsağı destan gibi özgün halk edebiyatı türleri yanında aruzla divan müstezat gazel gibi ürünler de yer alır. Áşık edebiyatının bu yolda yapıt veren temsilcilerinden başlıcaları şunlardır; Áşık Ömer Gevheri Dertli Erzurumlu Emrah Bayburtlu Zihni.




    Halk Şairi


    Türk edebiyatının geleneksel vezniyledörtlüklerden oluşan biçimlerle söyleniş şiirleri kapsar. Halkın konuştuğu dile dayanır. Áşık saz şairi ya da halk şairi adı verilen gezgin şairlerin saz eşiliğinde doğaçlama söyledikleri şirlerin günümüze ulaşan en eski örnekleri XVI. yüzyıla aittir. Aşıklardan birçoğu hakkında koşmaların son dörtlüğünde anılan mahlaslardan başka bilgi yoktur. Bazı áşıkların yaşamı efsanelerle karışmıştır. Aşığın düşünde pirlerin elinde bade içerek saz çalıp şiir söylemesi düşte gördüğü sevgiliyi bulmaya çalışması yaygın bir efsane motifidir. Birçok áşığın şiiri zamanla türkü ağıt gibi sahibi bilinmeyen halk şiiri örnekleri arasına karışmıştır. Örneğin Kerem Ercişli Emrah Aşık Garip'in gerçekte yaşamış olup olmadıkları bilinmemektedir. Pir Sultan Abdal Karacaoğlan gibi büyük ustaların şiirleri arasına sonradan onların onların mahlaslarıyla söylenmiş şiirleri de eklenmiştir. Aşıkların yapıtları doğa sevgi gurbet ahlaksal öğüt toplumsal sorunlar yanında kahramanlık konularına da yer verir. Yeniçeri Ocağı'nda yetişmiş birçok şair imparatorluğun birbirinden uzak yerlerindeki (Bağdat Girit Kırım vs.) yaşama tanıklık eder. Bunlar arasında şu adlar sayılabilir; Hayali Öksüz Áşık (XVI.yy.) Temeşvarlı Áşık Hasan Kátibi (XVII.yy.) Kayıkçı Kul Mustafa (ö.1686) Kabasakal Mehmet (XVIII.yy.) vd. Toroslar'daki Türkmen aşiretlerinde yetişen Karacaoğlan'ın (XVII. yy.) doğa güzellikleri ve sevgiyi konu edinen özentisiz içtenlikli şiiritürünün en sevilen örnekleri oldu. Gene bu yörede yetişen Deli Boran Beyoğlu Gündeşlioğlu (XIX. yy.) hiçbir yabancı etki altında kalmamış ve değişmemiş halk zevkini devam ettirdi. Dadaloğlu'nun (1785 ? -1868 ? ) baskıya ve haksızlığa başkaldıran şirinigöçebe ve aşiretlerin zorunlu iskanıyla ilgili tarihsel olaylara tanıklık etti. Áşık edebiyatının geleneğinde áşık kahvelerinin kahvelerde düzenlenen atışmaların muamma asma çözme gibi hünerlerin önemli yeri vardır. Bu etkinliklerden dolayı áşıklara meydan şairleri adı verilir. Bazıları medreselerde okumuş olankültür merkezi kentlerde yaşayan áşıklara ise kalem şairi denir. Kalem şairleri üzerinde dil anlatımkonu bakımından divan şiirinin türlü etkileri görülür. Onların şiirleri arasında koşma varsağı destan gibi özgün halk edebiyatı türleri yanında aruzla divan müstezat gazel gibi ürünler de yer alır. Áşık edebiyatının bu yolda yapıt veren temsilcilerinden başlıcaları şunlardır; Áşık Ömer Gevheri Dertli Erzurumlu Emrah Bayburtlu Zihni.

    :shy:
  6. bahar qüneşi

    bahar qüneşi Üye

    Katılım:
    14 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    kaLem şairi neDir ???

    Kalem şairi nedir?


    Aşıklık geleneğinde şiirlerini kalem ve kağıt kullanarak yazan aşıklara "kalem şairi" denmektedir. Kalem şairleri eğitim görmüş, okuma yazma bilen şairlerdir.


    Aşık edebiyatının geleneğinde áşık kahvelerinin, kahvelerde düzenlenen atışmaların, muamma, asma, çözme gibi hünerlerin önemli yeri vardır. Bu etkinliklerden dolayı áşıklara meydan şairleri adı verilir. Bazıları medreselerde okumuş olan,kültür merkezi kentlerde yaşayan áşıklara ise kalem şairi denir. Kalem şairleri üzerinde dil, anlatım,konu bakımından divan şiirinin türlü etkileri görülür. Onların şiirleri arasında koşma, varsağı, destan gibi özgün halk edebiyatı türleri yanında aruzla divan, müstezat, gazel gibi ürünler de yer alır. Áşık edebiyatının bu yolda yapıt veren temsilcilerinden başlıcaları şunlardır; Áşık Ömer, Gevheri, Dertli, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni.
  7. dikkatmuhendis

    dikkatmuhendis Üye

    Katılım:
    23 Aralık 2009
    Mesajlar:
    18
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Biraz daha aynı mesajları yazarsan banlanabilirsin kardeş :)
    Konu açmanı öneririm ;)
  8. muge95

    muge95 Üye

    Katılım:
    20 Nisan 2011
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    halk şairi kalem şairi

    halk şairinin yazdığı şiirlerin dili sade anlaşılır ve dili süslü değildir ama kalem şairi okumuş aydın kesimden kişilerdir şiirlerinde yazdıkları dil arapça farsça ve türkçeden oluşan osmanlıca dan kelimeler kullanılır.:)

Sayfayı Paylaş